Reza ZARRAB ve NATO eliyle Özgürlük!!!

Makaleyi okumaya başlamadan önce, Son cümlem olan;

“Bugünlerde, Türkiye’de eğer bir anda FETÖ adı altına bir takım toplu tutuklanmalar oluyorsa bu ve bunun gibi tutuklamaları çok dikkatlice izlemenizi tavsiye ederim!

Zira, Türkiye’de boş durmuyor!!!”

sözümü önce dikkate aldıktan sonra okumaya başlarsanız, İşte o zaman bir takım gerçeklerin farkına varırsınız…

22 Mart 2016 tarihinde ABD’nin New York savcısı Preet Bharara tarafından yürütülen soruşturma da savcılar, Miami’de Federal Soruşturma Bürosu (FBI) tarafından gözaltına alınan Zarrab’ın yanı sıra, Kamelya Camşidi ve Hüseyin Necefzade adlı iki İran vatandaşı hakkında daha tutuklama kararı çıkarıldığını açıkladı.

Bizler o dönemde New York savcısı Preet Bharara kimdir? Nedir? diye araştırırken ve FETÖ bağlantıları ile uğraşırken 15 Temmuz İşgal girişimi daha yaşanmamıştı. Hatta, Reza Zarrab’ın o dönemde neden ABD’ye gittiği ile ilgili bir çok senaryo çizilmişti. Hatta o dönemde 15 Temmuz darbe girişimi ile Reza Zarrab’ın bağlantısını kimse kurmamıştı.

Reza Zarrab’dan önce isterseniz Babası  Hossein Zarrab’a bakalım. Hossein Zarrab, 2013 yılına kadar İran’ın en güçlü adamlarından birisi. İran’ın eski cumhurbaşkanı Ahmedinejad‘ın 2005’te nükleer programı tekrar aktif hale getirmeye başlamasıyla Batı’nın uyguladığı yaptırım sonrası Hossein Zarrab, İran’ın kayıt dışı ekonomi ekibinin içinde yer aldı. ABD, Reza Zarrab’ın babası Hossein Zarrab’a da İran yaptırımlarını ihlalden 9.1 milyon dolar ceza kesti. Hossein Zarrab’ın ABD yetkilileriyle işbirliği yapmasının ardından ise ceza 2.3 milyon dolara düşürüldü.

Görüldüğü üzere daha önce de Baba Zarrab ABD ile anlaşma yoluna gitti….

Reza ZARRAB
Hossein Zarrab

Gelinen son gelişmelere baktığımız da ise aslında bugün gelinen noktanın çok önceden hazırlandığı ve çok ince ince hesap edildiğini görüyoruz. Zira, Zarrab’ın Miami’ye tatil için gitmediğini ve “yanlışlıkla” tutuklanmadığını düşünüyorum.

Reza Zarrab Mahkemesi başladığından beri dikkatimi çeken şeyler var, Şöyle ki;

Önce Sanıktı, Sonra Tanık koltuğuna oturtturuldu.

İlk duruşmayı izleyen  ABD’li gazeteci Adam Klasfeld :Reza Zarrab, jüri için şema çizerken rahatlamış ve otoriter gözüküyor. Eğer ABD’nin federal mahkemesinde, mahkûm kıyafet giyiyor olmasaydı, bir şirketin toplantısını yönetiyor gibi görülebilirdi.” diyor. Kaldı ki ilk duruşma da bu kadar rahat olması daha önceden bir takım anlaşmaların yapıldığının kanıtı.

Reza Zarrab’ın ilk duruşmada “Bir daha suç işlemeyeceğim!” sözü dikkat çekicidir, Şöyle ki bir ABD Vatandaşı gibi konuşuyor ve ABD ile tam işbirliği yapacağından bahsediyor.

İkinci Duruşma da ise Reza Zarrab, Mahkum kıyafetinden kurtulmuş ve takım elbiseli olarak mahkemeye geliyor.

ABD’de ki Adı Mahkeme olan Tiyatro’nun bilirkişisi de enteresan bir kişi!

Reza ZARRAB

Bu bilirkişi olan FDD (Demokrasi Savunma Vakfı) Başkanı Mark Dubowitz, 15 Temmuz 2016’da ki İşgal girişiminde attığı twitlerde Darbe girişiminin sonlandırılmasına üzülüp, Darbe girişiminin başarısız olmasını demokrasinin aşınması olarak okuyor.

“Demokrasi mi? Darbe mi daha iyi?” diye de soruyor!


Reza ZARRAB

Buradan anladığımız ise 15 Temmuz İşgal girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasının ABD’de büyük bir hayal kırıklığı yaşattığını görüyoruz. Haliyle Reza Zarrab davasıyla birlikte CIA’nın 15 Temmuz’da kaybettiği itibarını tekrar kazanma savaşına girdiğini anlıyoruz.

15 Temmuz 2016’da ki başarısız İşgal girişiminden tam bir hafta sonra  FBI eski çevirmeni ve Ulusal Güvenlik Muhbirleri Koalisyonu’nun (NSWBC) kurucusu Sibel Edmonds Bana göre, bu Gülen’in piyon olarak kullanıldığı, CIA-NATO destekli bir darbe provasıdır. Yani sadece bir ısınma egzersizidir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı olan hakiki darbe yolda. Muhtemeldir ki, 15 Temmuz’da yaşananlar insanların darbeye karşı çıkıp çıkmayacağını görmek için bir denemeydi.” dediğinde pek ciddiye almadık belki de!

Hesap nerede şaştı Peki?!

15 Temmuz İşgal girişimine halkın bu kadar tepki göstereceğini beklenmedikleri gibi adı darbe olan bu işgal girişiminin başarıya ulaşacağından kesinlikle emindiler! Hatta CIA’nın etkin isimlerinden Henri Barkey bile Türkiye’ye gelmişti.

Her şeye rağmen işlerini de şansa! bırakmak istemiyorlardı!

Bu İşgal girişimi sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kesinlikle yok edilmeliydi. Kaldı ki kaldığı otele giren FETÖ’nün PİÇ Askerleri Cumhurbaşkanımızın bulunduğu konutu resmen silahlarla taramışlardı. Ama ya Cumhurbaşkanı Erdoğan bu İşgal girişiminde ölmezse ne yapılacaktı?!

Adil olarak yargılanması gerekecekti!

Bu yargılama ise uluslararası mahkemelerde yapılacak ve yolsuzluk,rüşvet,karapara aklama v.s.ye varıncaya kadar bir dizi suçlamalar ile karşı karşıya bırakılacak ve itibarsızlaştırılarak asılması gerekecekti.Zira Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı başka şekilde durdurabilme ihtimali artık kalmamıştı!

Bu İhtimal dahilinde bir tanık ihtiyacı vardı! Ve bu tanık daha önce anlaşma yapılan Hossein Zarrab’ın oğlu Rezza Zarrab neden olmasındı?!

Reza Zarrab tatil yada Disneyland’ı gezme adı altında ki Miami seyahatinde tutuklanır! ve Tiyatro başlar!

 Reza Zarrab peki bu kumpasa nasıl yada neden geldi?

İşte orası muamma gibi gözükse de daha çok para yada CIA’nın cana kastı veya Dünya üzerinde daha rahat dolaşım gibi çeşitli zorlamalarla bu Sanıktan Tanık pozisyonuna geçmiş olabilir, Bunu da ilerleyen günlerde hep birlikte göreceğiz…

Peki bu organizasyonda NATO bu işin neresinde?!

Hatırlanacağı üzere NATO tatbikatında hedef olarak Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Atatürk’ün hedef gösterilmesi NATO’da ki cesur bir Türk Subayımız sayesinde öğrenmiştik. Nato Genel Sekreteri Stoltenberg, olayın patlat vermesinin ardından özür üzerine özür dilemiş ve bir daha bu tür şeylerin yaşanmayacağını taahhüt etmişti.

Hedefler belliydi aslında, Birisi direk hedef olan Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Diğer Hedef ise Atatürk olarak temsil edilen endirek olarak gösterilen Türkiye’ydi.

İyi hoş güzelde bu hedef tahtasına koyma işi ya fark edilmeseydi?!

Türkiye ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan AÇIK HEDEF!!!

S-400 Füze anlaşmasını da bu arada unutmamak gerek.Zira hem NATO hemde ABD bu anlaşma ile Türkiye’nin kendilerinden iyice uzaklaştığını ve Türkiye’nin artık durdurulması gerektiğini düşünüyor. Çünkü bir çok defa bu anlaşmayı engellemeye çalışan NATO ve ABD bu konuda da başarılı olamadı.

Geçtiğimiz günlerde ise ABD Başkanı Trump ile Cumhurbaşkanımız Erdoğan bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi ve bu görüşmede PKK/PYD’ye verilen silahlar gündeme geldi. ABD Başkanı Trump bu saçma silah akışının artık durdurulacağını ifade etti. Ancak hemen ertesi günü Pentagon PKK/PYD ile işbirliğine devam edileceğini açıkladı. Ardından tekrar bir açıklama daha geldi ve silah sevkıyatının durdurulacağı ifade edildi. Hatta Türkiye Cumhurbaşkanlığı ve Türk Dış İşleri Bakanlığı bu silahların ABD tarafından geri toplanmasını talep etti.Ancak ne enteresandır ki bu ardı ardına açıklamalar yapılırken ABD 4.000 TIR’lık bölgeye yığdığı malzemenin ardından 200 TIR daha askeri malzemeyi bölgeye indirdi. Hatta, ABD 2018 yılı bütçesinde DEAŞ’la mücadeleye 500 milyon dolar ayırırken, YPG’ye 5 bin AK-47 sevk edileceğini açıkladı.

PKK/PYD’ye silah sevkıyatının son sürat devam ettiği süreçte,

ABD Dış İşleri Bakanı Tillerson, Türkiye’nin Rusya ve İran ile anlaşmalarından rahatsız olduklarını, İran ve Rusya ile anlaşmaları bir kenara bırakarak Türkiye’nin yönünü batıya çevirmesini istedi. Hatta daha da ileri giderek Türkiye’nin Rusya ile yapmış olduğu doğalgaz anlaşmasına ve Rusya ile birlikte hareket edilen  TürkAkım Gaz Boru Hattı Projesine karşı olduklarını bu projenin iptal edilmesini istediklerini söyledi.

ABD’nin ayrıca “İpek Yolunun ilk treninin 28 Kasım’da yola çıkmasına izin verme” dediğini de biliyoruz. Ancak bu uyarıya rağmen 28 KASIM’da BAKÜ-TİFLİS-KARS Demiryolu’nda ilk tren seferi yapıldı! Tren MERSİN’den yola çıktı. İpek Yolunun ilk treni yola çıkıyordu ve PENTAGON bunun ne demek olduğunu iyi biliyordu! TÜRKİYE artık kabına sığmayan ve söz dinlemeyen yaramaz çocuktu! Ve tesadüf bu ya! O gün Rıza Sarraf davası görülmeye başlandı.

Yine, Hatırlayın!!!

15 Temmuz işgal girişimi sonrası ABD’nin üst düzey yetkililerinin “MÜTTEFİKLERİMİZ TUTUKLANIYOR!” sözlerini. ABD’nin müttefikinin aslında Türkiye olmadığını, Türk ordusu içerisinde bulunan FETÖNÜN PİÇ Askerlerinin olduğunu ABD en üst ağızdan ifade etmedi mi?

15 Temmuz işgal girişiminde başarısız olan ABD-CIA-FETÖ organizasyonu şimdi yeniden oyun kuruyor!!!

Bu oyun ise çok basit!

Reza Zarrab davasıyla birlikte Türkiye ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan dolambaçlı yollardan ABD hukukuna göre suçlanacak ve mahkum ettirilecek ardından da Türkiye’ye bir FATURA çıkartılarak bunu ÖDE denilecek!

Ödenmediği takdirde ise, Türkiye uluslararası arena’da SUÇLU olarak gösterilerek ve Rusya ile İran ile yapılan ticari anlaşmalarda bu bahanelere eklenerek NATO GÖREVE denilecek!

NATO, ortağı olan Türkiye’ye operasyon için düğmeye bastığı anda ise PKK/PYD’ye sözüm ona DEAŞ ile mücadele adı altında verilen silahlar PKK/PYD’nin sözde özgürlük savaşçıları eşiliğinde Türkiye sınırından içeri girecek!

Çünkü, Türkiye artık çok oluyor!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan çizmeyi aştı!

ABD’nin Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme projesinde 15 Temmuz işgal girişimi başarısızlıkla sonuçlandığı gibi ardından IKBY’nin bağımsızlık projesi de IKBY’nin PKK/PYD bölgesiyle birleştirilerek Akdeniz’e sınırı olan bir Kurdistan Devleti projesi de sekteye uğradı.

AB ve ABD’ye bağımlı bir o kadar da söz dinleyen ve biraz küçülen bir Türkiye, AB/ABD’nin işine geldiği gibi Kurdistan Devletinin kurulmasıyla birlikte Ortadoğu’da söz dinleyen PİYON Devletçik ile petrol ve doğalgaz üzerinde yeniden hakimiyet sağlanması açısından önemli.

Tüm bu senaryoların nihayete erdirilebilmesi içinde ABD’de ki Reza Zarrab Mahkemesi adı altında sürdürülen tiyatroya DİKKAT…

Bu kadar kritik birbiri ucu ucuna bağlanan senaryoların eşliğinde CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ise Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve yakınları için ASILSIZ,MESNETSİZ İDDİALAR ortaya koymasını, elimde belgeler var derken o belgeleri üzerinden ALGI OPERASYONU’na girişmesi bu geniş yelpazede oynanan tiyatrodan ayrı düşünülmemesi gerekiyor. Zira, belge denilen şeyleri de ABD olası bir yargılama da kamuoyu algısı için kullanacaktır.Ayrıca ABD’nin olası operasyonda her halükarda Türkiyeyi kendine göre emanet edeceği söz dinleyen bir yapıya ihtiyacı var!!!

Son dip not olarak;

Bugünlerde, Türkiye’de eğer bir anda FETÖ adı altına bir takım toplu tutuklanmalar oluyorsa bu ve bunun gibi tutuklamaları çok dikkatlice izlemenizi tavsiye ederim!

Zira, Türkiye’de boş durmuyor!!!

Share
Share