Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanları….

18/04/2018 tarihinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği için 24 Haziran 2018’i işaret etmesi sonrası oldukça yoğun kulislerin yaşandığı bir dönem geçirdik. Şimdi hafızaları tazeleme zamanı….

Referandum sürecinden itibaren bizim Cumhurbaşkanımız ve gelecek dönemde Cumhurbaşkanı adayımız Recep Tayyip Erdoğan diyen MHP Lideri Devlet Bahçeli faktörünün yanı sıra diğer muhalefet partilerinin 30 dakika’da alınan bu seçim kararı sonrası rüzgar gibi oradan oraya savrulduğunu gördük. Zira daha önce müteakip defalarca seçim isteyenler şimdi ne yapacaklarını bilemez haldeydiler…

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu arasında mekik dokumasını ve ortak Cumhurbaşkanı adayı projesi üzerine çalışmasını, önemli olanın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı indirmek olduğunu da hep birlikte gördük.

Hazin olan taraf ise Ak Parti’de uzun yıllar siyaset yapmış ama bir şekilde Ak Parti ile yolları ayrılmış yada hali hazırda Ak Partili olan Milletvekilleri ve Eski Cumhurbaşkanı aday adaylarıydı…

Kendi partilerinden yada yine kendilerine göre tarafsız Cumhurbaşkanı adayı bulamamışlar ve tüm hesaplarını Ak Partinin eskileri üzerine kuruyorlardı.Hedef çünkü sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Cumhurbaşkanlığı makamından indirmekti.Ak Parti’yi parçalamanın ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yıpratmanın tek yolu buydu. Zira, Cumhurbaşkanı Erdoğan eski Türkiye hedefi üzerinde en büyük engeldi!

Önce eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün kapısı çalındı, Yetmedi Abdüllatif Şener ismi bile adaylar arasına girdi, hatta Ali Babacan ismi de konuşuldu. Bu görüşme trafiği içerisinde bir de baktık ki kameralar karşısına çıkıp gülerek “Büyüyoruz, Büyüyoruz ama EKSİ büyüyoruz!” lafının mucidi Kemal Derviş bile ortakların hedefiydi.

Tayyibe Gülek’in arabuluculuğu ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 15 tane Milletvekilini İyi Parti’ye vermesi bile Meral Akşener’i ikna etmedi! Olan 15 tane CHP’li Milletvekiline oldu. Olan 15 tane Milletvekiline oldu diyorum çünkü o 15 milletvekili ilk gurup toplantısında bile İyi parti sıralarına değil CHP’nin arka sıralarına oturdu ve hali hazırda sosyal medya hesaplarında bile CHP milletvekili olarak duruyorlar!!!

Cumhurbaşkanı

15 Milletvekili olayı 1979 yılında dönemin CHP Lideri Bülent Ecevit’in Güneş Motel pazarlıklarını yeniden gündeme getirdi. O dönemden tek farkı ise o dönemde Milletvekilleri Güneş Motele gidip tek tek pazarlık yaparken bu defa CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener pazarlığı toptan yapılıyordu.

Siyasi tarihe kara bir pazarlık olarak geçecek olan bu olay CHP Lideri Kılıçdaroğlu için ise Demokrasi için yapılmış bir adımdı! 15 Milletvekili sadece İyi Partiye ve Genel Başkanı Meral Akşener’e ortak aday konusunda baskı yapmak için verilmemiş miydi? İyi Parti bu 15 Milletvekili ile birlikte Mecliste gurup kurması ve seçimlere girmesi sağlanması hedeflenmemiş miydi? Bu sağlandıktan sonra da ortak aday üzerine çalışma yapılmayacak mıydı?

Bunun adı Siyasi Rüşvet değilde başka nedir diye soramadan edemiyor insan!!!

Ancak, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “Ben İyi Parti’yi kurarken Cumhurbaşkanı olacağım diye açıkladım bundan geri dönmem!”  tavrı ortak aday projesinin onca yoğun görüşme trafiğine rağmen çöpe gitmesine neden oldu.

Meral Akşener’in gurup kararı ile değilde 100.000 imza ile aday olacağım demesi ve Cumhurbaşkanlığına 100.000 imza ile aday olması ise CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun tamamen bittiği andı.

Bu yaşananların içerisinde en facia açıklama ise bana göre eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den geldi. Eski Cumhurbaşkanı Gül, Milli Mutabakat sağlanamadığı için aday olmadığını açıkladı. Aslında adaydım ama Saadet Partisi, CHP ve İyi parti mutabakat sağlayamadığı için onların adayı olamadım. dedi. Adayımız Kardeşim Abdullah Gül’den eğer mutabakat sağlamış olsalardı Cumhurbaşkanı adaylarıydım Abdullah Gül’e….

Bu süreçler içerisinde Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun görüşmesi de gündeme geldi.Ancak Sayın Davutoğlu’nun Abdullah Gül ile birlikte hareket etmeyeceğini sosyal medyadan duyurmuştum. Ve dediğim gibi de oldu. Sayın Ahmet Davutoğlu Ak Partiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a aidiyeti olduğunu ifade etti ve Milletvekili adayı dahi olmayacağını deklare etti. Ve dediği gibi de yaptı. Bu en çok Ahmet Davutoğlu taraftarlarını üzse de eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül içinde bitiş noktası oldu.

Ortak Aday noktasında uzlaşamayan CHP, Saadet Partisi ve İyi Parti bu defa da kendi adaylarını çıkartma ve her birisi kendi adaylarını destekleme kararı aldı. Süreci en kötü yürüten partiler ise CHP ve Saadet Partisi oldu. Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü ortak aday yapamayan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisi adına Cumhurbaşkanı Adayı olmak zorunda kaldı.

CHP’de ise durum daha da karışık bir hal aldı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu genel seçimlerde %60 oy alacaklarını ifade ederken öte yandan ise kendisi Cumhurbaşkanı adayı olmadığı gibi CHP dışında bir aday arayışı içerisine girdi. Kemal Derviş bile adaylık sürecinde dile getirildi ancak CHP içerisinde ki klikler bu ismi istemedi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun bir yandan Milletvekilliğini ve CHP Genel Başkanlığını kaybetmek istememesi öte yandan da Cumhurbaşkanı adayı olmadan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı devirmek istemesi ise en büyük handikabı. Elbette ki bunu Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili seçimleri sonrası CHP seçmeni de değerlendirecektir diye düşünüyorum.

CHP, Saadet Partisi ve İyi Parti ortak adaylı Cumhurbaşkanlığı ittifakı kuramayınca şimdi de Milletvekili ittifakı üzerinde duruyorlar.Bu da üç partinin seçimi ikinci tura taşıma niyetlerinin olduğunu ortaya koyuyor. Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalınmadan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kazanması durumunda ise Meclis aritmetiğinde çoğunluğu sağlayıp meclisi çalıştırmamakta gündemlerinde…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde ki en büyük gaflarından bir tanesi de “Ben namusuma ve şerefime düşkünüm, O yüzden Cumhurbaşkanı adayı değilim.” lafı oldu. Bu sözü ile de Milletvekili İttifakına girdiği partilerin genel başkanlarını ve Cumhurbaşkanı adayları CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce’yi de töhmet altına sokmuş oldu.

Cumhurbaşkanı seçimi ile aslında vatandaş şu tercihi yapacak. Ya eski Başbakan ve Cumhurbaşkanının olduğu eski sisteme geri dönüş yoluna girecek yada yeni Cumhurbaşkanlığı Sistemine devam diyecek. Çünkü CHP, HDP, Saadet Partisi ile İyi Parti ve küçük partiler eski sistemi savunurken Ak Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı sistemine devam diyor…

Eski zihniyeti anlamak açısından Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun Cumhurbaşkanı olduğumda şimdiye kadar yapılan yatırımların tamamını durduracağım demesi ki bunun içerisinde sadece Kanal İstanbul projesi yok, Sabiha Gökçen Havalimanını bile kapatacağını ifade ediyor ki eski sistemin ne anlama geldiğini bize gösteriyor, varın gerisini siz düşünün…

CHP’nin adayı Muharrem İnce ve İyi Parti’nin hem Genel başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Meral Akşener ise Cumhurbaşkanlığı Külliyesini dahi kapatacağını ifade ediyor ki, Cumhurbaşkanı seçimi ile vatandaşın aslında Anayasa kitapçıklarının havalarda uçuştuğu, Siyasi Krizlerin oluştuğu ve bir gece de devalüasyonların tavan yaptığı eski Türkiye mi, Yeni Türkiye mi diyeceğini daha net anlıyoruz…

İşin özü;

24 Haziran 2018’de Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile 2023, 2071 hedeflerine doğru mu yol alacak yoksa 1970’li ve 1980’li yılların kavgalarını,kaoslarını,yokluklarını,karneyle ekmek,şeker,çay,benzin,sigara vs. alındığı ve siyasi çekişmelerin yaşandığı Türkiye’ye mi dönüş yapacak göreceğiz…

Share
Share